11 Ekim 2013 Cuma

Aramızdaki En Kısa Mesafe - Barış Bıçakçı


Bir başka yağmurlu Londra gününden merhaba herkese. Barış Bıçakçı'nın kitaplarını, daha doğrusu bu yazarın tarzını, dilini ne kadar sevdiğim son derece aşikar artık. Bu yazıda, yeni geldiğim bu şehirde okuyup bitirdiğim ilk kitaptan, Aramızdaki En Kısa Mesafe'den bahsetmek istiyorum.

Bazı kitaplar var ki, okuması ayrı güzel; okuyup sevdikten sonra sevdiğiniz birine hediye etmesi ayrı güzel. Bana da bu kitabı erkek arkadaşım verdi. Bıçakçı ile onu ben tanıştırmıştım, o da çok sevdi gibi. Mevsimi de tutturdu, çünkü bana kalırsa bu yazar sonbahara ait. En güzel, hafif serin havalarda okutuyor kendini. Hani az az üşüdüğünüz, belki üzerinize anneannenizin ördüğü yün battaniyeyi adığınız zamanlara ait. Ben de böyle hafiften serin bir Londra sabahında, Trafalgar Meydanı yakınlarında bir yerlerde başladım, bitirdim. Yanında da elbette o ünlü sütlü çaydan içtim. Az sevdim.

Kitabın arka kapağında aslında çok da güzel özetlenmiş, Aramızdaki En Kısa Mesafe 'asıl öykü ile ilgilenmeyen bir anlatıcı ve yetişkinliğe varmayan bir çocukluğun öyküleri'nden oluşuyor. Okuyanın kalbini pıtır pıtır attırıyor ama sanki gözden akacak minik yaşı da hep hazırda bekletiyor. 5 kişilik bir ailenin hikayesi. Hikayenin baş kişisi sürekli değişiyor, yeri geliyor bir kuş eşlik ediyor sahnedeki aile ferdine; bazen bir sakız paketi. Aslında minik bir çocukluk anlatısı Aramızdaki En Kısa Mesafe. Çocukluğa yakıştırdığımız ve yapıştırdığımız anlamlardan, etiketlerden hem çok uzak hem çok aynı. Arada bir yerde, hepimizin aklının bir köşesinde.

9 yaşında Anne Frank'in Hatıra Defteri'ni okuduğumdan beri çocukluk deneyimleri, anlatıları epeydir ilgimi çekiyor. Tanık olmanın yaşı yok, evet ama yine de bir çocuğun gözünden, dilinden bilmek bir şeyleri bana her zaman çok çok başka geliyor. Büyüyünce belki de bizi hep büyük büyük olayların etkilemesini bekliyoruz, hayatımızdaki travmatik değişikliklerden korkuyoruz. Bu esnada da başımızdan geçen irili ufaklı hadiseleri göremiyoruz, görmezden geliyoruz. Ama sanki çocukken her şey çok farklı, ufacık şeylerden etkileniliyor ve o ufacık şeylerin etkileri yıllarca devam ediyor. Saflık, masumiyet vb. tanımlamaları bir yana bırakalım, çocukluk anlatıları en önemli şeyi tekrar hatırlatıyor okura; dünyaya meraklı ve gözlerle bakmayı, bakmaktan korkmamayı ve en önemlisi kalbi koca koca açmayı. Sırf böylesi değişik bir anlatı türünü denemek için bile okunabilir Aramızdaki En Kısa Mesafe.  

2003 yılında İletişim Yayınları tarafından yayınlanan bu kitap, Bıçakçı'yı tanımak için iyi bir seçim. Kendi çocukluğunuza bir süreliğine de olsa geri dönmek için en kestirme yol.

2 yorum:

  1. Barış Bıçakçı'nın Sinek Isırıklarının Müellifi ve Bizim Büyük Çaresizliğimiz kitaplarını okudum..ikisi de çok güzeldi.
    Sizin güzel yorumlarınızın ardından bu kitabını alıp keyifle okuyabilirim :)

    YanıtlaSil
  2. O zaman Mahir Ünsal Eriş ve Hüseyin Kıyar da sevdiğin yazarlar arasına girebilir bence.

    YanıtlaSil