26 Eylül 2012 Çarşamba

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında - Haruki Murakami

Esasında bu kitabı bitireli üzerinden uzun zaman geçti ancak bir türlü yazısını yazamadım. Siz tahmin edin artık arada nice kitaplar böyle yazısı yazılmadan unutulup gidiyor. Geç de olsa birkaç şey söylemek istiyorum kitaba ve yazara dair.

Murakami daha önce hiç okumamıştım. Çok çok duymuştum yine de. Ne duymuştum peki? İki şey: (1) Murakami yeni Kafka (2) Murakami'yi mutlaka İngilizce oku. Ben ne düşündüm kitap bittikten sonra? (1) Murakami Kafka falan değil (2) Çeviri fena değildi ancak bu oyunlu dili İngilizce okumak keyifli olabilirdi.

Murakami kitapları bildiğim kadarıyla Doğan Kitap'tan çıkıyor hep. Çeviri iyiydi, kapağı sevmedim. 

Japon yazarın 1992 yılında basılan bu romanı ilk romanlarından biri değil. Yeni de değil. Ortalardan. Ben neden bu kitabı seçtim, inanın bilmiyorum. Zaten öncesinde yazarın herhangi bir kitabı hakkında çok da fazla bilgim yoktu. Sadece IQ84'ün epey ünlü olduğunu biliyordum, bir de Sahilde Kafka. Elimi attım bu geldi sanırım. Fena da değildi. 

Dediğim gibi, ben bu kitabı deniz-güneş-kum tatilimde okudum. Bir günde. Sahilde. Zaten 187 sayfacık. Akıcı da. Sonunu da merak ediyorsunuz. Bu yüzden akıp gidiyor. Keyifliydi de bence. İnanılmaz etkilenmedim ama iyi vakit geçirdim. 

Öykü oldukça sıradan. Kavuşamayan sevgililer. Aldatmak falan da girince işin içerisine, günümüzü yakalıyor. Ama ben şeyden sıkıldım, çok hem de. Her şeye sahip ama yine de bir türlü mutlu olamayan modern insanın sorunsalları... Bunu işleyen romanlar öyküler de kabak tadı verdi bu yüzden. Hatta son zamanlarda inanılmaz bir biçimde artan fantastik roman merakımın altında yatan sebeplerden birisi de bu. Ben bu modern insanın mutsuzluğundan illallah dedim. Siz?

Bir de arka kapak yazısındaki bir kısım bana biraz saçma geldi. "Tokyo'nun varlıklı mahallelerinden birinde, sıradan ve sorunsuz gibi görünen bir hayat süren Hacime, hiçbir zaman sahip olduklarından daha fazlasını istememiştir." Ne yalan söyleyeyim, benim okuduğum/tanıdığım Hacime bu alçakgönüllü olma halinin yakınından dahi geçmiyor. Sinsice ilerleyen bir sürekli daha iyiye varma isteği bile var denebilir. Aynı zamanda takıntılı ve paranoyak. Mutsuz mu? Galiba.

Açıkçası ben Şimamoto'yu biraz daha tanımak isterdim. Murakami onu gizemli bırakayım derken kurguda delikler açtığını fark etmemiş olsa gerek ki, eksik gedik epey var bu kitapta. Bir de ben yer yer Şimamoto'nun hiçbir zaman açığa çıkmayan hikayesini o kadar merak ettim ki, romandan uzaklaşıp, sadece bu kadının adının geçtiği yerleri iple çeker oldum.

Romanın Goodreads puan 3.83. Ben bu romanın en çok sonunu sevdim diyebilirim. Aldatılma fobisi olan biri olarak, bazı yerlerde epey zorlandım ama yine de Hacime'ye kızmadım. Hacime çok da ilgimi çekmedi sanırım bir roman karakteri olarak.  Esasında romanda özellikle ilgimi çeken pek bir şey olmadı. Belki Japonya'ya gidersem gezip görmelik birkaç yer öğrenmişimdir. Ha bir de romanın adı, güzel olmuş. Okuyunca bana hak verebilirsiniz. Ben galiba Murakami'yi biraz daha okumaya devam edicem. Merak ettim çünkü. Ve gece yatmadan önce okumak için son derece ideal.

Son olarak diyebilirim ki, okuyacak kısa, keyifli bir şeyler arıyorsanız, biraz da Japon edebiyatına göz atmak da istiyorsanız, sizin için biçilmiş kaftan. Her zaman dediğim gibi, büyük beklentiler büyük hayal kırıklıklarını da beraberinde getiriyor bu okuma işinde. Siz iyisi mi kıyıdan kıyıdan gidin.

3 yorum:

  1. Epey bekledikten sonra, yenilerde Sahilde Kafka'yı okudum bir hayli de beğendim. Bu kitap onun yanında cılız kalıyor yazıdan anladığım kadarıyla. Yine de Zemberekkuşu'nun Güncesi'yle birlikte alınıp okunacak bir gün.

    YanıtlaSil
  2. Murakami'yi ben de çok merak ediyorum, bir ara mutlaka Sahilde Kafka ve 1Q84'ü okumak istiyorum. Bu yazın da çok açıklayıcı ve güzel olmuş, kafamda Murakami ile ilgili birşeyler şekillendi;)

    Güngör (renkli kitap)

    YanıtlaSil
  3. murakami'nin türkçe basılmış tüm kitaplarını ve sputnik sweetheart'ı da ingilizce okumuş bi murakami fanı olarak kesinlikle favorim sahilde kafka! tüm kitapları akıcı ama sahilde kafka, madem ki fantastik okumayı da seviyorsun, tüylerini diken diken edecek. tuğla gibi cüssesine aldırma, ben 3 günde bitirmiştim :)

    YanıtlaSil